Ara 25

İşte Türkiye’nin borcu

TBMM Genel Kurulunda, 2009 Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarısının maddeleri üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Maddeler üzerinde soruları yanıtlayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2008 sonundan bu yana IMF ile 22 ülkenin yeni anlaşma imzaladığını, başvuran bütün ülkelere yeni program imkanının tanındığını söyledi.

Şimşek, örtülü ödenekten 2009 yılında 341 milyon TL, 2010 yılında ise 307 milyon TL harcandığını bildirdi.

”Türkiye’nin iç ve dış borcu” ile ilgili soruyu yanıtlayan Şimşek, Türkiye’nin toplam iç ve dış kamu borcunun 2002′de brüt 256,9 milyar TL olduğunu belirterek, bunun milli gelire oranına bakmak gerektiğini kaydetti.

ABD’nin 10 trilyon dolardan, İtalya’nın 2 trilyon dolardan fazla borcu olduğunu ifade eden Şimşek, ”Bir ülkenin mutlak borcuna bakılmaz, borcun milli gelire oranına bakılır. Kamunun toplam net dış borcu milli gelirin yüzde 1′i kadar bir düzeye düşmüştür. Toplam borç, 257 milyar dolardan ikinci çeyrek sonu itibarıyla 479 milyar liraya ulaştı. Milli gelir ise 350 milyar liradan 1,2 trilyon liraya çıkacaktır. Borç, bir kat dahi artmamış ama milli gelir 4 kattan daha fazla artmıştır. Hesap ortada” dedi.

MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, 2009 yılı bütçesinin, o zaman dile getirdikleri gibi gerçekçi olmadığını, bu durumun 2009 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile ortaya çıktığını savundu.

MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, dünyadaki en borçlu ülkelerden birisinin Türkiye olduğunu savunarak, ”AKP hükümeti borç toplamını ikiye, üçe katlarken bu paralar nereye harcanmıştır. Refah artışı sağlanamadığına göre hangi sektörlere ve kimlerin cebine yönlendirilmiştir?” diye sordu.

Konuşmaların ardından, 2009 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısının maddeleri üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Kas 29

ABD, Wikileaks’e yanıt veriyor

 

Wikileaks, uzun süredir merakla beklenen ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait belgeleri dün gece yayımladı.

Bomba etkisi yaratan gizli belgelere yönelik ABD Başkanı Barack Obama ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton birer basın toplantısı düzenleyecek.

BEYAZ SARAY BELGELERİ KABUL ETTİ

Beyaz Saray, Wikileaks tarafından yayımlanan ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait belgelere ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklamada, yayımlanan gizli belgeler yalanlanmadı ancak belgelerin “ABD dış politikasının ifadesi” olmadığı belirtildi.

Bu arada ABD Adalet Bakanı Eric Holder, Dışişleri Bakanlığı’nın gizli belgelerinin Wikileaks’e sızdırılmasından sorumlu olanlar hakkında soruşturma açıldığını ve bu kişilerin cezalandırılacağını açıkladı.

DAVUTOĞLU DA AÇIKLAMA YAPACAK

Temaslarda bulunmak üzere ABD’de bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da saat 20.00′de bir basın toplantısı düzenleyecek.

Kas 29

İki ülke Dışişleri Bakanı saat 20.00′de bir basın açıklaması yapacak.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Washinton’daki temasları kapsamında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüştü. ABD Dışişleri Bakanlığında düzenlenen görüşmenin öncesindeki ortak basın açıklamasında Davutoğlu, Clinton’a Wikileaks belgeleriyle ilgili kendilerine önceden verilen bilgilendirme için teşekkürlerini dile getirdi.

”Dışişleri Bakanlığında bulunmak ve dostum ve çalışma arkadaşım Bakan Clinton’la çeşitli gündem maddelerini ele alma şansına erişmek benim için büyük bir mutluluk ve onur” diyen Davutoğlu, Türk Amerikan ilişkilerinin model ve stratejik ortaklık düzeyinde olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, ”Dolayısıyla belgeler de (Wikileaks) dahil olmak üzere bugün paylaşacağımız çok çeşitli gündem maddeleri var. Önceden yapılan bilgilendirme için (Wikileaks belgeleri) teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Türk dış politikasının ilkeli, vizyon sahibi, zaman testinden geçmiş, şeffaf bir dış politika olduğunu belirten Davutoğlu, buna ABD ile ilişkilerin de dahil olduğunu belirtti.

Davutoğlu, Amerikan yönetimiyle koordinasyon halinde bölgesel ve küresel barışın sağlanması yolunda da aynı ilkeli politikayı takip edeceklerini vurguladı.

ABD DIŞİŞLERİ BAKANI CLINTON

ABD Dışişleri Bakanı Clinton da, açıklamasına ”Hem çalışma arkadaşım hem de dostum Davutoğlu’nu Dışişleri Bakanlığında ağırlamaktan mutluluk duyuyorum” diyerek başladı.

Davutoğlu’yla son 22 ayda yakından tanıştıklarını ifade eden Clinton, bir dizi konuyu ele almak üzere bugün tekrar bir araya gelmelerinden mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Türkiye ile ABD’nin dünyadaki en önemli ikili ilişkilerden birine sahip olduğunu belirten Clinton, ”Bu ilişkiyi güçlendirme ve derinleştirmeyi sürdürmeye çok bağlıyız” dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’yla görüşmenin kendisi için her zaman çok yapıcı olduğunu söyleyen Clinton, ”Çünkü, sadece Türkiye ve ABD’nin birlikte yapabileceği, yapılması gereken çok fazla şeyimiz var” diye konuştu.

İki ülke Dışişleri Bakanı saat 20.00′de bir basın açıklaması yapacak.

Kas 05

Andımız ve İstiklal Marşı zorunlu olmaktan çıkarılıyor

Milli Eğitim Şûrası’nın 4’üncü gününde, tartışılacak kararlar alındı. 8 yıllık kesintisiz eğitim 13 yıla uzatılırken, öğrencilerin sabahları okuduğu “Andımız” ve “İstiklal Marşı” zorunlu olmaktan çıkarıldı. 8. sınıfta yapılan SBS’nin de uzun vadede kaldırılması için çalışma başlatıldı.

Milli Eğitim Şûrası’ndan, 8 yıllık kesintisiz eğitimi delecek bir karar çıktı. Zorunlu eğitim; 1 yıl okul öncesi eğitim, 4 yıl temel eğitim, 4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi, 4 yıl ortaöğretim olmak üzere 13 yıl olacak şekilde belirlendi. Bu süreçle, kapatılan imam hatip liselerinin ortaokul kısımlarının yeniden açılması sağlandı.

11 YAŞA İMAM HATİP YOLU
Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun eğitim sürelerine ilişkin “1 yıl okul öncesi eğitim, 4 yıl temel eğitim, 4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi, 4 yıl ortaöğretim olmak üzere zorunlu eğitim 13 yıl olsun” önerisi alkışlar ile genel kuruldan geçti. Kabul gören öneriye göre aileler, ilköğretim 5. sınıftan mezun olan öğrenciyi ister meslek lisesine, ister genel liseye, ister imam hatip lisesine gönderebilecek.

DİN DERSİ 1. SINIFA İNDİ
Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin çoğulcu bir anlayışla tüm öğretim kurumlarında daha etkin olarak okutulması önerisi de kurul gündemine getirildi. Alevilerin din dersinden muaf olma isteği, bu önerinin kabulü ile rafa kalkmış oldu. Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun “din dersinin ilk ve ortaöğretimin tüm sınıflarında daha etkin olarak okutulması” önerisi kabul gördü. Böylece ilköğretim 4. sınıfta okutulmaya başlanan din dersinin birinci sınıfa kadar indirilmesi gündemde. “Din dersi seçmeli olsun” önerisi de kabul edildi. Şûrada öğretmenler, törenlerin rutin ve zoraki katılımdan çıkarılmasını önerdi.

‘İSTİKLAL MARŞI KALKSIN’
Kabul gören maddenin oylanarak şûranın raporunda yer alması durumunda, öğrencilerin sabahları okuduğu Andımız ve İstiklal Marşı da zorunlu olmaktan çıkacak. Madde şöyle: “Törenler ve toplantılar; paylaşma, bütünleşme, denetim ve kontrol mekanizmaları olup okul yönetimi tarafından kültürü etkileme, değiştirme ve yeni değerlerin paylaşılması amacıyla rutin ve zoraki katılıma dayalı etkinlikler olmaktan çıkarılıp yoğun olarak ortak duygu ve değerlerin paylaşımını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.”

SBS KALKACAK
Öğretmenler, ortaöğretime geçişte sınav sistemi yerine okul başarısının geçerli olması gerektiği görüşünde birleşti. Öneri genel kurul tarafından benimsendiği için 8. sınıf sonunda yapılan “Seviye Belirleme Sınavı”nın uzun vadede kaldırılması için çalışma başlatılacak.

DİNE BRANŞ ÖĞRETMENİ
Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ile milli güvenlik derslerine branş öğretmenlerinin girilmesi önerisi kabul edildi. Bazı okullarda imamlar din derslerine giriyordu.

Kas 05

Taciz mağdurlarının yaşı gün geçtikçe küçülüyor…

Üniversitelerde ve ilkokullarda başörtüsü tartışmaları sürerken, asıl tartışılması gereken bir şey arka plana itildi. Müdürden öğretmene/idari personele, idari personel/öğretmenden öğrenciye ve öğrenciden öğrenciye yapılan, ilköğretim okullarına kadar mağdur yaşını küçültmüş olan taciz…

Geçtiğimiz aylarda üç ilköğretim okulu daha taciz haberleriyle gündeme geldi. Aslında bu sayı üçten çok daha fazla. Fakat bilinen, duyulan, tacizcinin ve tacizciyi koruyanların deşifre olduğu vakalar parmakla sayılacak kadar az. Biz de iki vakanın üzerine gidip daha görünür hale getirmeye çalıştık.

Yurdu olan, eğitim kalitesi oldukça yüksek olarak bilinen köklü eğitim kurumlarından birinde meydana gelen olay, birçok öğretmenin ve idarecinin istifası ve sözleşmelerinin feshiyle sonuçlanmış. Sözleşmesi feshedilen öğretmenlerden birisi, isim vermemek, çocuklara bir zarar gelmeyeceğini garantilemek şartıyla olayları şöyle anlattı:

TACİZ EDİLEN KIZLARIN OKUL KAYITLARI SİLİNDİ

“İki kız öğrencimiz, öğretmenin odasına girip yazılı kâğıtlarına bakmışlar. Onları gören büyük sınıftan erkek öğrenciler de tehdit etmişler, kız öğrencileri taciz etmişler.Öğretmenler önce revirin altındaki odaya kilitlemişler kızları. Sonra kayıtları alınmış. Babaları ölmüş bu çocukların. Eve gönderilen kızların velilerinden biri, kızının hareketleri değişince işin üzerine gidip anlıyor.

“Tabi ki üzerine gittim olayın. Müfettiş geldi soruşturma için, yoğun bir şekilde anlattık. Hatta ben davet edilmeden gidip ifade verdim. Sonra lojmanda kapı kapı dolaşmaya başladı bir öğretmen arkadaş, ‘insanları korkutuyorlar. Propaganda yapıldı, bu münferit bir vaka diye.

BU İŞİN PEŞİNDEKİ ÖĞRETMENLERİN SÖZLEŞMELERİ İPTAL EDİLDİ

“Müfettişler geldi, gittikten sonra okuldan, haziran ayı gelmişti. 30 Haziran günü okulda öğretmenlerin sözleşmesi yenilenir. Biz bunu beklerken, 23 öğretmeninki yenilenmedi. Bu işle yoğun şekilde mücadele eden arkadaşlar var. Bu müfettişlere konuşmasaydık mümkün değildi bu. Bu işi bu organize eden iki kişiydik. Kimse benim öğretmenliğimi yargılayamaz, sözleşmemin yenilenmemesi tamamen politik bir karar.

“Kamuoyu baskısı oluşturduk kurumda. Hukuki olarak mahkemeye yansıdı cinsel taciz boyutu. Milli Eğitim müfettişleri soruşturmalar yaptı, İçişleri Bakanlığı yaptı. Bu işi yanlış yöneten, üzerini kapatmaya çalışan idareciler de görevden alındı.”

“BOŞANDIN, İHTİYAÇLARIN VARDIR”

Başka bir olay da geçtiğimiz aylarda Gaziantep’te yaşandı. Gaziantep’te bir lisede müdür yardımcısı olan 37 yaşındaki Aysun U., müdür vekili 47 yaşındaki Fatih Ç.’nin cinsel tacizine uğradığını ileri sürerek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Aysun U. müdür vekili Fatih Ç.’nin “Eşinden yeni boşandın, cinsel ihtiyaçların vardır” dediğini, ilişkiyi kabul etmeyince de “Sen gününü göreceksin” diyerek tehdit ettiğini ileri sürdü.

Cumhuriyet Savcılığı müdür yardımcısı Aysun U.’nun şikayeti üzerin soruşturma başlatırken, olayın bir başka boyutta Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de yansıdı.

Müdür Vekili Fatih Ç.’den 2006 yılında aynı gerekçeyle şikayetçi olan başka bir kadın öğretmenin de sürgün edildiği ortaya çıktı.

Bir de İstanbul’da bir ilköğretim okulunda, müdürle idareci arasında yaşanan taciz skandalı var.

Taciz mağduru genç kadını arayıp “neler yaşadığınızı anlatır mısınız?” diye sorduğumda, bu haberin yapılmasından memnun olacağını söyledi ve uzun süredir içine attıklarını ağlayarak, titreyerek ve zaman zaman sesi kısılarak da olsa birer birer anlattı.

“ODAMA GİREMESİN DİYE KAÇ KEZ KAPIMI KİLİTLEDİM”

“Bu adam beni sürekli sözlü olarak taciz ediyordu, 2004’ten beri. Sözleşmeli olduğum için işsiz kalma korkusuyla sustum, öğretmen arkadaşlardan yardım istedim sadece. Kendimi kaç kez odaya kilitledim gelmesin diye. Ama sonra daha ağır tacizde bulunmaya başladı. En sonunda fiziksel olarak saldırıda bulundu. Ben de şikayetçi oldum. Asıl ondan sonra başladı olaylar.

“İFADE SIRASINDA SİNİR KRİZİ GEÇİRDİM”

“Başıma gelenleri anlattım, 7 saat boyunca ifade verdim. Yanımda bir sürü erkek öğretmen, tüm polisler erkek, bu olayı erkeklere anlatmak çok zordu, ifade sırasında sinir krizi geçirdim. Üstelik müdürle organize çalışıyorlar, mesela müdür yardımcısı da olaydan haberdar ve biliyorum diyor, ama onu tutanağa geçmiyorlar. Bir de ben olayın 2004’ten beri devam ettiğini söylüyorum. Daha önce uyarmışlardı beni, 2004’te oldu dersen zaman aşımına uğrar diye. ‘2004’ten beri’ ifadesi yazılmalıydı oraya, polisleri bu konuda uyardım. Bana dediler ki ‘bize işimizi mi öğretiyorsun’. Bir daha bir şey demedim tabi, ama ‘2004’te’ yazmışlar tutanağa, zaman aşımına uğradı ve savcılık aşamasında dava kapandı.

“Biz bu olayı deşifre etmek için çok uğraştık tabi, velilere, öğrencilere, diğer memurlara anlattık. En sonunda sürgün edilecek dediler, ama çok daha iyi bir okula yine müdür olarak atandı. Yani bu adam hala eğitim camiasının içinde. Biz yine de durmadık, yeni okulunda da deşifre ettik müdürü, kapının önünde bekledik, velilere anlattık. Dosyayı meclise gönderdik, dikkate alınmadı. CHP milletvekili İnce gensoru verdi, ama sonuç gördüğünüz gibi ödüllendirme oldu.

“SAVCI, GEREKÇE GÖSTERMEDEN İTİRAZ DİLEKÇEMİ ALMADI”

“Savcılıktan iptalle ilgili kağıtlar geldiğinde 10 gün itiraz hakkım vardı. Savcının kapısında 3 saat bekledim. İçeri girdim, elinde tespihle, bakışlarıyla taciz ederek sordu ‘ne istiyorsun’ diye. Yalnız olmamız gerekiyor aslında ama karısıyla çocuğu da orada, çocuğu koşturuyor oyun oynuyor. Anlattım derdimi. Almıyorum ben bu dilekçeyi dedi. Ama böyle bir hakkı veya yetkisi yok, almak zorunda, almıyorsa da resmi dille bir cevap vermesi lazım. Ben de bekleme odasında, düşük, rencide olmuş, yazık, zavallı vaziyette açıklama yaptım.

“Gördüğünüz gibi organize bir yıpratma var. Tacizden öte, sonrasında yaşadıklarımdan etkilendim, travma yaşadım. Müdür taciz ediyor, okuldaki öğretmenler dedikodusunu yapıyor ama destek olmuyor. Savcı hakkımı kullandırtmıyor. Tek başına yıldırıyor insanı, örgütlülük lazım.

“HER ŞEYİ TEK BAŞIMA YAŞADIM”

“Her şeyi tek başıma yaşadım, travma, yalnızlık, çaresizlik. Herkes öğrendi, kaç kere ‘lanet olsun, vazgeçtim’ dedim. Yine ben mağdurum, yine ben. Herkes susarak suça ortak oluyor. Her yerde garip sorular, baskı gördüm, azar işittim, tehdit edildim.

“Sözleşmeli olduğum için işten çıkarılmam çok kolay. Bu olay olduktan sonra müdür gidip herkese ‘iyi çalışmıyor, işten kovmak istedim, o da iftira attı’ dedi. Herkes de ona inandı. Her şeyi göze aldım ben bir kadın olarak bunu açığa çıkarırken. O adamın ceza görmemesi beni bu hale soktu. Bu süreçte en çok desteği Eğitim-Sen’den gördüm, bir de Mor Çatı’ya gittim psikolojik destek için. Şuan Eğitim-Sen’in avukatı, AİHM’e başvurmak için dosyanın üzerinden geçiyor.”

Eyl 24

“Erdoğan’dan BDP’ye: Türkiye’nin resmi dili Türkçe’dir”

AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BDP ile yapılan görüşme ve demokratik açılımla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. BDP’nin Güneydoğu’da organize ettiği ‘eğitimi boykot’ eylemine yanıt veren Erdoğan, “Kimse ana dilde eğitim beklemesin. Türkiye’nin resmi dili Türkçe’dir” dedi.

İşte Erdoğan’ın sözleri:

“Cemil ve Sadullah Bey BDP eş başkanlarıyla görüşme yaptılar. Ve benzeri görüşmeleri CHP ve MHP’yle yapmak konusunda hiçbir önyargımız yok. Nihayetinde Türkiye için görüşüyoruz. Parlamentonun çatısı altında kim varsa hepsiyle görüşürüz.

Akan kanı, gözyaşını durdurmak, uzlaşıyla yeni bir Anayasa yapmak için, tüm siyasi partilerle diyaloğa her zaman açık olduk. Bundan sonra da kapılarımızı ardına kadar açık tutacağız. Eğer terör örgütüyle görüşmemiz talebinde bulunurlarsa, kusura bakmasınlar. Bizim o örgütle görüşme gibi bir fantezimiz yoktur. Bu konuda iftiralarla, halkoylaması sürecinde bunu da işleyen siyasi partiler oldu. Çok ağır ifadeler kullanmama rağmen, şu gün şurada görüştünüz diyemiyorlar. Çünkü iftira. Belki tutarsa diyorlar. Çünkü bunların kılavuzu karga. Farklı görüşmeler arasında müzakere olmadan hakikat ortaya çıkmaz. Kan akarken görüşmeyi güçlendiremeyiz, diyalog zorlaşır. Gönüller ayrışır, mesafeler ayrışır, biz her zaman diyalogdan yana olduk. Bundan sonra da yine müzakereden yana olacağız. Yalnız sıkılı yumruklarla tokalaşmanın mümkün olmadığı da ortadadır. Şu anda eğitimi konuşanlara sesleniyorum, ana dilde kendi bölgede nerede isterseniz isteyin kurslarınızı açabilirsiniz, bu çalışmalarınızı yürütebilirsiniz. Ama bizden resmi olarak ana dilde eğitim beklemeyin. Çünkü Türkiye’nin resmi dili Türkçe’dir. Ana dil öğrenmek için kursların açılması için müsadeyi veren iktidarımızdır. Üniveristelerimizde de bölümler açılması yoluna gittik. Ama istismar etmenin, ülkemizin bölünmesine yönelik adımlar olduğunu bir kez daha tekrar ediyorum.

Önemli yayın organları, medya kurumlarına Diyarbakır’da tehditler savuruluyor, silahlar gösterilmek suretiyle bu gazeteyi burada satmayacaksınız deniyor. Bu demokrasi mi? Bunu neyle açıklayacaksınız? Biraz daha ileri gidiyorum. Yüksekova ilçe başkanımıza yaptıkları kaçırma teşebbüsü, tehditler sonunda istifa etmek zorunda kaldı. Demokrasi bu mu? Bir taraftan özgürlük diyeceksin, bir taraftan barış diyeceksin, diğer taraftan bu yollarla siyaset yapacaksın. Böyle siyaset, böyle demokrasi yok. Biz bu yola bedeli ne olursa olsun çıktık ve bu mücadeleyi sürdürüeceğiz. “

Eyl 24

Hollanda’yı bile geride bıraktık!

Uluslararası Gay ve Lezbiyen Seyahat Birliği’ne üye Türk turizm şirketlerinin sayısı Hollanda’yı bile geçerek 26’ya ulaşırken ilk gay turizmi broşürü de bastırıldı. 2011’de bu konuda patlama bekleniyor.

Sadece ABD’de 69 milyar dolardan fazla ekonomik hacme ulaşan gay turizmi Türkiye’nin de gündemine girdi. Uluslararası Gay ve Lezbiyen Seyahat Birliği’ne (IGLTA) üye olan Türk turizm şirketlerinin sayısı 26’ya ulaşırken Türkiye bu rakamla Hollanda‘yı bile geçti.

Yaşanan bu hızlı gelişim karşısında Türkiye’nin ilk gay turizm broşürü de bastırılırken Almanya, Belçika, İspanya ve İngiltere’nin önde gelen gay turizmine hizmet veren tur operatörleri 2011 yılı için Türkiye’yi programlarına ve tatil kataloglarına aldı. Gelecek yıl Türkiye’de ‘gay turizminde’ patlama beklenirken Kasım ayına IGLTA’nın Avrupa Sorumlusu Clark Massad da Türkiye’ye gelerek bu konudaki gelişmeleri yerinde inceleyecek.

Turizmgüncel’e konuşan Aristo Tours Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kartopu, Türkiye’nin ‘gay turizmi’ segmentinde büyük ilgi gören ve seyahat edilmek istenen bir ülke olduğuna dikkat çekerek, “Gayler, eşcinsellerden farklı olarak daha çok bireysel olarak ya da küçük gruplar halinde seyahat ediyor. Onun için şu anda Türkiye’de seyahat eden birçok insan olduğunu biliyoruz. Gelenlerin sayısını artırmak için ilk defa bir acenta olarak ‘gay turizmi broşürü’ bastırdık” diye konuştu.

Bu konuda önemli bir potansiyel olduğunu herkesini bildiğini ama ‘adım bu konuyla anılmasın’ korkusuyla işin üzerine eğilinmediğini vurgulayan Kartopu, “Gayler kendilerine özel tesis istemiyor, herkes gibi tatil yapmak istiyor. Bu konuda sadece küçük şahıs otellerinde sorunlar yaşanıyor. Yoksa Türkiye’de gay turizmi için hiçbir sıkıntı yok” dedi.

Mustafa Kartopu, IGLTA’nın da Türkiye’de bu konuda yakalanan hızlı ivmeyle yakından ilgilendiğini hatırlatarak, “Gelecek yıl bu iş hızlanacak” açıklamasını yaptı.

Gay’ler 10 yıl önce Kuşadası’na alınmamıştı

2000 yılında 833 gay yolcusu bulunan ‘Olympic Voyager’ yolcu gemisi Kuşadası limanına gelmiş ancak Efes Antik Kenti’ne gitmek için yola çıktıklarında polis tarafından durdurularak Türkiye’ye girişlerine izin verilmemişti. Gemide kalanlar da şehre gitmemeleri için polis engeliyle karşılaşmıştı.

Eyl 24

Ahmedinejad’tan Obama’ya hodri meydan

İran CumhurbaşkanıAhmedinejad, ABD Başkanı Obama ile basının önünde tartışmaya hazır olduğunu söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, ABD Başkanı Barack Obama ile basının önünde tartışmaya hazır olduğunu söyledi.Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul Toplantıları için New York’ta bulunan Ahmedinejad, TRT Haber’e konuk oldu. TRT Haber Koordinatörü Ahmet Böken’in sorularını yanıtlayan Ahmedinejad, ikili ilişkilerden, nükleer programlarına kadar bir dizi konuya değindi.

Ahmedinejad, nükleer programlarına ilişkin masada sadece diplomasi ve savaş seçeneğinin olmadığını belirterek, daha iyi bir yol olduğunu söyledi.

Ahmedinejad, “Amerika Birleşik Devletleri ve işbirlikçileri, adaletli olur, ülkelerin iç islerine karışmazlar ve baskı yapmaktan kaçınırlarsa sorunlar çözülür.” dedi.

Türkiye ve Brezilya’nın arabuluculuk girişimine ilişkin de, bunun iki ülkeye duydukları güveni gösterdiğini vurgulayan Ahmedinejad, “Türkiye bizim kardeşimizdir. İlişkilerimiz daha da gelişiyor. İki kardeş ülke birbirini elbette destekler. Cumhurbaşkanı Gül’e de tavrından dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.

İran ile Türkiye arasında enerji alanında da geniş işbirliği olduğunu kaydeden Ahmedinejad, yeni bir doğalgaz boru hattının yapılmak üzere olduğunu belirtti.

Ahmedinejad, “Gelecekte fiyatlar aşağı çekilebilir mi?” sorusuna, “Tabii ki biz iki kardeş ülkeyiz sonuçta, anlaşırız.” yanıtını verdi.

ABD Başkanı Barack Obama ile görüşme planlayıp planlamadığı veya böyle bir girişimin olup olmadığı sorusunu da İran Cumhurbaşkanı, “Görüşme siyasi anlamda değil. Ancak daha önce söylediğim gibi basının önünde kendisi ile tartışmaya hazırım. Birleşmiş Milletler böyle şeylerin yeridir. Amerikalılar tabi ki bunu kabul etmediler. Demek ki bu konularda bilgi edinmeye ihtiyaç duymuyorlar.” dedi.

İran’ın nükleer silah ürettiğine ilişkin iddialara da değinen Ahmedinejad, bazı devletler ve medya organlarının bu konuda görüş bildirdiklerini; ancak bunların halklarının temsilcileri olmadığını söyledi.

Ahmedinejad, “Zihinlerini temizlemelerini bekliyoruz. Sömürgecilik döneminden daha kurtulamamışlar.” şeklinde konuştu.

“ABD’de kendine yönelik protestolar konusunda ne hissettiği” sorusunu ise Ahmedinejad, “Hiçbir şey hissetmiyorum. Çok önemli değil.” diye cevapladı.

Ahmedinejad, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasından sonra bazı gazetecilerin kendisini ‘komplocu’ olarak suçlamasına ilişkin olarak da, halkların düşüncelerini ortaya koyduğunu; kendisini suçlayanların ne isim koyarlarsa koysunlar bu gerçeği değiştiremeyeceklerini kaydetti.

Ahmedinejad, yaptırımların kendilerini etkilemediğini de belirterek, “Birçok dostumuz var. Kendi kaynaklarımız var. Yaptırımcılar, kendilerini rezil ediyorlar. Bir tek Allah’tan korkarız. Başka bir şeyden çekincemiz yok.” diye yanıt verdi.

Ahmedinejad, terörle mücadele konusunda ise, “Türkiye ve İran’ın teröristlerden canı yanıyor. Onlarla savaşmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Eyl 24

Münevver cinayeti davasında olay!

Münevver Karabulut cinayetine ilişkin Cem Garipoğlu, babası Mehmet Nida Garipoğlu ve annesi Tülay Makbule Garipoğlu’nun da aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Habib Kurt, Mehmet Karakayalı, Ahmet Batur, Tülay Makbule Garipoğlu, Hayyam Garipoğlu, Mehmet Nida Garipoğlu ve tutuklu sanık Cem Garipoğlu katıldı. Siyah takım elbise giyen Cem Garipoğlu’nun kilo aldığı görüldü.

Duruşmada dinlenen tanık Mehmet Ceyhan Benice, Beylikdüzü’nde taksicilik yaptığını belirterek, olay günü telefonla taksi istendiğini ve sıranın kendisinde olması nedeniyle söylenen yere gittiğini anlattı.

Taksici Benice, şunları kaydetti:
”Söylenen yere gittim, ancak önce çağıran kişiyi bulamadım. Telefonla görüşmem oldu. Bu arada telefonla konuşurken gördüğüm birisi taksi çağıran kişi olduğunu söyledi. Bahçeşehir’de Yıldızlar Kolejinin önünde durdum. Burada omzunda gitar olan biri vardı. Az ileride de bir bavul gördüm. Taksinin arka kapısını açtı ve gitar kutusunu arka koltuğa koydu, bavulu da bagaja koymak istedi. Ben bagajın kapısını açtım, ancak sanık bavulu kaldıramadı. Ben yardım ettim ve bavulun ağır olduğunu ima ettim. O bir şey söylemedi. Etiler’e gideceğini söyledi. ‘Nereden gidelim’ diye sordum. TEM’den gitmek istedi. Yolda müşteri sohbetleri yaptık. Bir gün sonra Rusya’ya gideceğini ve babaannesiyle vedalaşacağını söyledi. Etiler’e geldiğimizde babaannesinin oturduğu yeri gösterdi ama aracı daha ileride durdurttu. ‘Niye burada duruyoruz, biraz ilerlerdik’ dedim. O da ‘Para verdiğimi görmesinler’ dedi. Arabadan indi, bavulun bagajdan çıkarılmasına yardım ettim. Gitar omzundaydı, tekerlekli bavulu da çekerek sokağa doğru gitti. Sanık olay günü yalnızdı.”

Müdahil vekilin talebi üzerine soru sorulan Benice, ”Sanık benimle konuşurken, gayet sakindi, herhangi bir heyecanlı durumu yoktu, hatta sohbet ederken gülüyordu” diye konuştu.

Tanık İzzettin Babat da testerenin satıldığı nalburda satış elemanı olarak çalıştığını ifade ederek, olay günü Cem Garipoğlu’nun öğleden sonra mağazaya gelerek, testere almak istediğini anlattı.

Babat, Garipoğlu’na hangi amaçla kullanılmak üzere testere almak istediğini sorduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Herhangi bir şey söylemeden ‘testereleri görmek istiyorum’ dedi. Ben de testereleri gösterdim. ‘Pala’ diye tabir ettiğimiz ağaç kesiminde kullanılan testereyi gösterdim. Sadece testereyi aldı, kasaya ödemesini yaptı ve gitti.”

Müdahiller vekilinin talebi üzerine soru sorulan Babat, şunları söyledi:

”Normalde sattığımız şeyleri poşete koyuyoruz. Ancak testere poşeti kesmesin diye sanığa verdiğimiz testereyi gazeteye sararak beyaz poşete koyduk. Sanığa iki testere gösterdik. Biri aldığı testere, diğeri de demir kesmede kullanılan testere. Olay günü yalnız bir testere sattık. Sattığımız testere tek kişi tarafından kullanılan bir testere.”

Bu arada, taraf ve sanık avukatları arasında sorulan sorularla ilgili kısa süreli tartışma yaşandı.

Tanık olarak kürsüye çağrılan sanık Ahmet Batur’un eşi Kamuran Batur, mahkeme başkanı Mevlüt Bayraktaroğlu’nun kendisine tanıklıktan çekilme hakkını hatırlatması üzerine, şahitlik yapmayacağını söyledi.

-ANNE VE KARDEŞTEN TEPKİ-

Tanıkların ifadelerinin bitmesinin ardından söz alan Cem Garipoğlu’nun avukatı Aytekin Kaya, soru sormak istediğinde bunun engellenmeye çalışıldığını savunarak, ”Yapılanı biz de onaylamıyoruz. Biz de her şeyin ortaya çıkmasını istiyoruz. Hakikatlerin ortaya çıkması için soru soruyoruz. Bu şekilde kimyamız bozuluyor. Kafamızı masanın altına sokarak savunma yapacak halimiz yok” diye konuştu.

Bunun üzerine Münevver Karabulut’un annesi Nagihan Karabulut, masaya vurarak, ”Ne kimyası lan? Kimyası bozuluyormuş…” diye bağırdı.

Öte yandan, duruşma sırasında sinirlerine hakim olamayan Münevver Karabulut’un kardeşi Enver Karabulut da sert bir şekilde masaya vurarak, duruşma salonu terk etti. Duruşmayı izleyen Münevver Karabulut’un bazı arkadaşları da ”Nasıl bir ailesiniz siz? Katilsiniz siz. Nasıl kıydınız?” şeklinde tepki göstermeleri üzerine dışarı çıkarıldı.

Cem Garipoğlu’nun tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, tutuksuz sanık Nida Garipoğlu’nun yeniden tutuklanma talebini ise reddetti.

Ayrıca olayın meydana geldiği villanın arka kapısındaki kamera görüntülerinin kırık olup olmadığı konusunda gerekli araştırmanın yapılmasını kararlaştıran mahkeme, villanın ön kapısındaki kamera kayıtları ile testerenin satın alındığı alışveriş merkezindeki kamera kayıtlarının döküm ve çözümünün yapılması için TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsüne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Duruşma, 26 Kasım tarihine ertelendi.

AA